18 Nisan 2010 Pazar

tuz gibisin


tuz gibisin. öldürüyorsun beni yavaşça, farkındayım. ama vaz geçemiyorum. yalan yok, sen olmasan da devam edebilirim aslında hayata, sensiz de tat alabilirim dünyadan. ama yapamıyorum. gündelik ufak mutluluklarla da yetinebilirmişim tıp ilmine göre. bir aşk gerekmezmiş aslında. hasılı, fazla tuz zararlı diyorlar.

yakıyorsun ya bir de içimi, her içime çektikçe seni. lezzet felan de değil, bir bağımlılık gibisin. bak bir süredir diyetteyim, tuzsuz ve yağsız bir hayat sürmekteyim. idare ediyorum aslında, haklıymış isviçreli bilim adamları. fazla tuz gereksizmiş ya. ama bazen, öyle şeyler aklıma geliyor ki dayanamıyorum, geçmiş günlere dair silik hatıralar birden parlıyor. tuza ihtiyaç duyuyorum, çatlayacak gibi oluyor başım ve kuruyor damarlarım.

bazen, keşke en başından her şey farklı olsaydı diyorum biliyor musun. bir çokları gibi şekere düşkün olmak isterdim mesela. veya güçlü bağlar yerine ufak faydalar, histerik tutkular yerine aklı selim. neyse, kabullenmeliyim. doğru sen tuz gibisin, göz pınarlarıma tuz ekmelisin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder