4 Nisan 2010 Pazar

çizgi tutturma çabası ve öz kısıtlama

üzerine bir şeyler yazmak, birbirimizi anlayabileceğimiz bir insanla üzerinde konuşmak, en azından üzerinde biraz düşünmek üzere aklımın bir kenarına not ettiğim o kadar çok mevzu var ki. ancak, zaman zaman epeyce canımı sıkan unutkanlığım ve kafamın dağınıklığı genelde bu isteğimi gerçekleştirme fırsatı tanımıyor. uygun şartlar bir araya geldiğine göre konuya geçeyim.

somutlaştırma ve örnekleme, bir kavramı açıklamanın yegane yolu galiba. ben de konuya o şekilde bir giriş yapacağım. yumuşak karnımı ortaya koyduğum şiirlerden ve yazılardan oluşan apshalasha, programlama ve bilişim yani tabiri caize iş güç konularında bir şeyler karaladığım programlamasal ve de ekseriyetle mizahi cümlecikler eklediğim twitter-vari jakobyen bloglarımı birleştirdim artık. bu birleşmenin olumlu yanı, tek bir yerden "bu benim" diyebilmek. can sıkıcı noktası da, zaten bu yazının temasını oluşturan, çizgi tutturma ve çizgiyi koruma stresi. hepimiz bir çizgi tutturma çabası içerisindeyiz. kendi kişiliğimizin, davranışlarımızın, düşüncelerimizin tamamını ideal kabul ettiğimiz bir desene uydurmaya çalışıyoruz. her ne kadar kendini her haliyle sevmeye çalışan ve zıtlıklarıya mutlu olan bir adam olsam da, bazı çekincelerim oluyor.

ciddi bir mevzu üzerine samimi bir kaç satır yazdıktan (veya konuştuktan) biraz sonra deliler gibi espri yapmak samimiyetsiz ve sahte bir durum algısı yaratıyor. niçin insanın bu iki-kutuplu halini inkar ediyoruz acaba? gerek doğada, gerekse metafizik dünyada tek kutuplu bir şey bulamazsın. her şey zıttıyla kenetlenmiş durumda. hal böyle iken, nedir bu kendimizi tek bir renge polarize etme çabası? aslında hüznümüzü sahiplendiğimiz kadar neşemizi, sevgimizi sahiplendiğimiz kadar nefretimizi sahiplenebilsek; gerçek mutluluğa ve huzura daha önce hiç olmadığımız kadar yaklaşabiliriz diye düşünüyorum. çekinmeyelim. utandığımız, sevmediğimiz ve bu yüzden gizlemeye çalıştığımız yönlerimizi gün ışığına çıkaralım.

2 yorum:

  1. Ne güzel, benim hislerime tercuman olmuş bu yazı. Ben de yazmaya başladıktan bir süre sonra bu tür çekincelerimi atıp bir kenara rahat rahat devam ettim yoluma.
    Bu arada gerçekten vakit ayırmaya değer bir blog olmuş, kendi blog bağlantılarıma ekliyorum: http://evrenoykuleri.wordpress.com/

    YanıtlaSil
  2. bir şeyler yazan herkes böyle bir kısıtlayıcı oluşturuyor demek ki.

    iltifat için de teşekkürler.

    YanıtlaSil