29 Mart 2010 Pazartesi

karikatür

karikatüristler çok saygı duyduğum insanlardır. bir espri nüvesi yakalamak, onu insanların önüne sunulabilir hale getirmek, çizgilere dökmek ve de (bence en önemlisi) anlaşılabilirliğini iyi ayarlamak zor iş. anlaşılabilirlik ifadesi ile ne anlatmak isteğimi biraz açmak istiyorum. espri çizerin kafasında yer almaktadır tüm açıklığıyla. ama bunu insanlara aktarırken, çekiciliğini artırmak için bir kısmını gizlemelidir. bu örtme işleminin ayarı işte mühim olan. çok gizlersen hiç kimse anlayamaz. tamamen açık edersen de okuyucunun zevkini elinden almış olursun. son kullanıcı, espriyi biraz da olsa kendi çabasıyla çözmeli ve bu nedenle kendini zeki ve özel hissetmelidir. karikatürlerin insanları cezbeden noktası da işte budur diye düşünüyorum. bir esprinin anlaşılma güçlüğü ne kadar yüksek olursa, anlayan kişi o denli haz alır ve bilinç altında kendisine olan saygısı artar. işte bu zor durumdan başarıyla çıkabilen karikatüriste saygı duyarım.

çizgi hususunda ise çok katı değilim. ancak tutarlılık ve kendi çizim stilini tamamen oturtmuş olma noktalarına önem veriyorum. stili çöp adamlar olan bir karikatüristi eleştirmek son derece saçma olacaktır. orijinaliteden bahsedecek olurak, kendi stilini geliştirirken tabi ki bir çok sanatçıdan ilham alacak besleneceksin. shakespeare hamlet'i yazmadan önce hiç kitap okumamış mıydı? ancak bu işi "iş olsun" diye yapmıyorsan, yeteneğin var demektir. ve bu yetenek kesinlikle diğerlerinden farklıdır. işte bunu göz önüne alarak, en başta kendine saygı duymak ve orijinal yönünü koruyarak geliştirmek gerek. kusura bakmayın, bir karikatür duayeni gibi cümleler kurdum. ama bunlar sırf okuyucu gözüyle yaptığım tespitlerdi.

doğuştan gelen bir resim yeteneğim var, tevazu göstermem bu konuda. ki kendi çabamla elde etmediğim, doğuştan gelen bir özelliğim üzerine tevazu cümleleri de komik olur herhalde. mesela okul-öncesi dönem de dahil hayatında hiç çöp adam çizmemiş birisiyim. direkt olarak normal çizimle başlamışım. ama canlı çizimleri konusunda hiç çalışmadım, (bunun metafizik, dini bir nedeni yok. sadece sevmiyorum) çalışmayı da düşünmüyorum. boyamayı da sevmem. sadece çizgiler ile çizimler yapmaktan haz alıyorum. teknik boyutta bu kadar yakınken, karikatüre bugüne kadar hiç meyil etmemem ise hala anlayamadığım bir husus.

espri yapmayı seven biriyim (sevmeyen var mı acaba?). bunları kalıplandırmak için karikatür müthiş bir fırsat. daha önce hiç denemediğim için yeteneğimi sınama fırsatım da olmamıştı. bugün kalemi kağıdı çektim önüme. onlarca çizim yaptım ve müşkülpesent kişiliğime rağmen içime sindi ortaya çıkanlar. ancak yine de çok daha iyi olana kadar (şiir serüvenim gibi) kimseyle paylaşamam sanırım.

bu arada, eklediğim karikatür de çizgisini en beğendiğim karikatürist olan özer aydoğan'dan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder