22 Kasım 2009 Pazar

ozan - hermann hesse


"yalnızca benim, yalnız olanın, üzerine
parlar tükenmeyen yıldızları gecenin,
taş çeşme sihirli şarkısını fısıldar,
yalnız bana; yalnızbaşına olan bana
kımıldar gezinen bulutların renkli gölgeleri
düşler gibi, üzerinde açık kırsal kesimlerin.
ne ev ne de çiftlik alanı,
ne ormanlık ne de avlanma yetkisi verilir bana,
hiç kimseye ait değildir benim olan,
korkutucu deniz,
oynayan çocukların kuş gibi pır pır eden sesleri,
gizli gizli aşık bir adamın akşamleyin yalnızbaşına ağlaması ve şarkı söylemesi.
tanrıların tapınakları da benimdir, ve benimkidir
geçmiş günlerin asillere ait korulukları.
ve gelecekteki cennetin ışık dolu mahsenlerinden
daha az olmayan evim:
ağaç duvaklarının gerisinde dalan akarsu,
ruhum sık sık yukarı saldırır özlemin komple uçuşunda,
kutsanmış adamların geleceklerine dikkatle bakmak için,
aşk için, yasanın sırtını yere getirerek, halktan halka sevgi götürmek için.
onların hepsini yeni baştan bulurum, asilce dönüştürülmüş:
çiftçi, kral, sanatkar, başı kalabalık denizciler,
çoban ve bahçıvan, hepsi onların
minnetle kutlar festivalini gelecekteki dünyanın.
yalnız ozan eksiktir,
yalnız olan, seyirci kalan,
insan özlemini elinde bulunduran, renksiz imaj,
geleceğin, dünyanın yürütülmesinin
başkaca gereksinmesi olmayan ondan. Bir yığın çelenk
boynunu büker onun mezarında,
fakat hiç kimse anımsamaz onu."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder