10 Kasım 2009 Salı

kitap


bir araya gelmiş, hoş kokan matbuu kağıtlar bütünü. aslında sadece bizim anladığımızı yazan sihirli parşömenler. çünkü bazı an olur ki, daha önce bir kaç kez okuduğunuz halde bir cümleyi yeni görmüş gibi hissedersiniz. evet, sanki bir büyü yapılmış ve o cümle bir yerlerden süzülüp gelip kitabın satır arasına yerleşivermiştir. bu nedenle bazı eserleri tekrar tekrar okumak, her seferinde ruh halinize ve olgunluğunuza göre değişik tatlar almanızı sağlıyor. bu büyülü özellik keşfedildiğinden beri kitap fenomeni insanın medeniyetinde çok özel bir yere oturmuş durumda.

kişisel serüvenime gelince, bazen hiç ummadığım kitaplar bende ummadığım çağrışımlar yaptı, düşünce ufkumu genişletti, zihnimde yeni patikalar oluşturdu. aslında şiir/kitap incelemelerine temelde karşı olan birisiyim. bunun bir tecavüzden farkı olmadığını düşünürüm veya utangaç bir kızın elbisesini yırtmaktan.

körü körüne savunulan kitap okuma çılgınlığına karşıyım. genç beyinler daha ilk yıllarından itibaren kafalarını lüzumlu lüzumsuz gereksiz kitaplarla doldurmamalı. aksine onlara seçici olmayı ve sentezi öğretmeli. çünkü ne yazık ki okunan her satır, insanın özgür algısının etrafına eklenen bir parça çit haline geliyor. bir cinle yapılan antlaşma gibi adeta, bir şey öğrenmek karşılığında, içinde delicesine yanan özgür düşünce ateşinden bir parçasını kaybediyorsun.

onlar kimilerinin dediği gibi dostlarımız değil. dost veya düşman değiller düşler kurmak için aldığımız uyku haplarımız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder