12 Kasım 2009 Perşembe

kayseri kitap kültür ve eğitim fuarı

kayseri'de 6-15 kasım arasında dünya ticaret merkezi fuar alanında ismi ve kapsamı meçhul bir organizasyon var. farklı yerlerde ve afişlerde "kayseri kitap kültür ve eğitim", "ulusların el sanatları ve hediyelik eşya" gibi farklı isimleri var. ne olduğunu kimse bilmiyor galiba. ama fuar kısmı kesin galiba.

geçen haftasonu gideyim dedim, kalktım gittim fuara. kökleri kafkaslarda, gövdesi yozgata'ta, yaprakları kayseri'de olan bir insanım. kayseri'nin kültür, kitap, sanat konusunda hangi noktada olduğunu iyi biliyorum. burada bu mevzuların önemi gerçekten de nokta mertebesinde. dairesel bir alan oluşturmuyor. yok desen yok değil, ama bir alanı yok. nokta işte.

bir örnek vermek istiyorum. binlerce insanın mabed gibi her hafta sonu tavaf ettiği ipeksaray'ı bilirsiniz. -1. katında vatan bilgisayar'ın çok geniş bir alanı var. işte bu alanda, vatan'dan önce alkım kitabevi (yanılmıyorsam) vardı. d&r tarzı çok ferah geniş bir kitapçı açmışlardı. oturup kitap okumak için puflar vardı mesela. çok hoş, hep hayalini kurduğum bir ortamdı. sonra kapandı ve bakkal dükkanı kadar küçük bir alana taşındılar. niye taşındıkları açık. kayseri'de kimse kitaba para vermez. bu budur.

şehir altyapı yönünden gelişiyor, hoşumuza gidiyor ve yöneticilerimizle gurur duyuyoruz. fakat hayatım kaldırım ve kanalizasyondan oluşmuyor ki benim. diğer şehirlerde yaşayanlar, kayseri'nin büyük şehir olduğunu ve çok ilerlediğini gördükçe, bu gelişmenin diğer alanlara da yansıdığını düşünüyorlar galiba. yani kayseri'nin ikinci bir ankara olma yolunda ilerlediğini düşünüyorlar. ne yazık ki öyle değil. yaşanan, çok asimetrik bir büyüme. kayseri'nin yerlileri tabir edilen çekirdeği bazı konularda hiç değişmiyor. üniversite öğrencileri ve dışarıdan gelen beyaz yakalı çalışanlar dışındakiler genellikle bu "diğer yöndeki" büyümeye iştirak etmiyor.

gittim fuara. haliyle, her fuar gibi, giriş ücretli. sembolik bir "1 tl" ücret söz konusu (hata, o 1 tl'yi almasanız fuar dolar taşardı). ama gene de fena değildi yoğunluk. ne olduğu belirsiz bir organizasyon olduğu için tabi ki imza günü benzeri bir şey yoktu. ön kısımda bir kaç kitabevinin standı, ardından dershaneler ve özel okullar geliyor, geri kalan büyük kısımda ise bijuteri, tekstil gibi sıradan standlar yer alıyordu. güney afrika, nijerya, hindistan gibi yabancı ülkelerden gelen katılımcılar da vardı. hindistan tekstil ürünleri ve ağaç işleme mobilyalarıyla galmişti. afrika tamsilcileri de tahmin edilebilceği üzere, kendi kültürlerini yansıtan hediyelik eşyalarla katılmışlardı. afrikalılar her zamanki gibi çok sıcak ve sempatikti. çok enteresan ve hoş şeyler vardı standlarında da. gülümseten bir olaysa, islami bir dergi ile komünist bir yayınevinin standlarının karşılıklı olmasıydı. ne güzel dedim, şu alanın dışında da hep böyle olsa keşke.

her pazar talas osmanlı evi'nde şiir akşamları düzenleniyormuş, haberim yoktu. o gün o etkinliği de fuar alanına taşımışlar. emekli, yeteneksiz, erciyes'e ve bağa bahçeye şiir yazan, çevresinin egosunu şişirerek başımıza bela ettiği modelden şairler vardı epeyce. kendine "tc kültür bakanlığı aşık büryani" yazılı rozet imal ettirip takan ego manyağı bir vaka da vardı, gülmemek için kendimi zor tuttum. bir iki şairi beğendim ama. aslında amatörler için iyi bir fırsat. bakarsın ben de katılırım bu osmanlı evi şiir akşamlarına.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder