15 Kasım 2009 Pazar

boyunayım (i am vertical) - sylvia plath


"boyunayım

ama enine olmayı tercih ederdim.
ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim
taşları ve o ana sevgisini emen
bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan,
bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazık ki
sanki özenle boyanmış ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi,
pek yakında bütün yapraklarından birer birer döküleceğini bilmeden.
benimle karşılaştırılırsa, ölümsüz sayılır bir ağaç
ve bir çiçek o kadar uzun boylu değildir belki, ama kalkışmanın anlamını bilir,
bense ömrünü bir ağacın, cesaretini istiyorum bir çiçeğin.

bu gece, yıldızların o sonsuz incelikte ışıkları altında,
ağaçlarla çiçekler serin kokularını serperlerken havaya.
aralarında yürüdüm, hiçbiri farkıma varmadan.
uykuya dalmadan düşünürüm de bazen
ben de onlar gibiyim aslında -
düşüncelerim bulanır sonra.
uzanıp yatmak, daha doğal geliyor bana.
sınırı olmayan sohbet yürürlüğe girdiği zaman, gökle aramızda.
ve son kez uzanıp yattığımda bir gün ben asıl o zaman yararlı olacağım:
o gün ağaçlar bana bir kez olsun dokunabilecek ve benimle ilgilenecek vakti olacak çiçeklerin"


sylvia plath'den geldi bu seferki alıntım. i am vertical. şairde deha böyle oluyor işte, yataylık ve dekylik bağlamında ele aldığı konuya bakınca tüylerim ürperiyor. yaşamına kendi elleriyle son veren bu kederli kadının kendi iç yalnızlığını ve başarılı yaşamının onu tatmin etmediğini daha güzel hangi örnek anlatabilirdi, bilemiyorum. dikey olmak gerçekten de mutluluk vermiyor. kendini yükselterek büyümek mutluluk vermiyor. belki de yükseklik yalnızlığımızı perçinliyor ve yalnız kaldığımızı anladıkça daha da yükselmek kaçmak istiyoruz. laf olsun diye söylemiyorum, gerçekten bu şiirin üzerine uzun konuşulur. şu anda uygun kıvamda değilim, belki bir başka yazıda başka bir konuyla bağlarım. orijinalini de veriyorum.

"i am vertical

but I would rather be horizontal.
i am not a tree with my root in the soil
sucking up minerals and motherly love
so that each March I may gleam into leaf,
nor am I the beauty of a garden bed
attracting my share of Ahs and spectacularly painted,
unknowing I must soon unpetal.
compared with me, a tree is immortal
and a flower-head not tall, but more startling,
and I want the one's longevity and the other's daring.

tonight, in the infinitesimal light of the stars,
the trees and the flowers have been strewing their cool odors.
i walk among them, but none of them are noticing.
sometimes I think that when I am sleeping
i must most perfectly resemble them-
thoughts gone dim.
it is more natural to me, lying down.
then the sky and I are in open conversation,
and I shall be useful when I lie down finally:
then the trees may touch me for once, and the flowers have time for me."

1 yorum: